|
|
Bu bölümde, Erol Akyavaş'ın sanat yaşamının başlangıcında
önüne çıkan kapıdan geçtikten sonra, uzun bir eşikte yürüyüp kapının
ötesindeki ortama varmasının örnekleri izleniyor. Akyavaş'ın 1980'ler
ve 1990'larda yaptığı resimler, bu sergide olduğu gibi birarada görüldüğünde,
bir bütünün parçaları olarak algılanır. Genelde iki eğilim izlenir.
Birincisinde, parlak ve çekici renklerle ve boya dokularıyla oluşturulmuş
yüzeyler üstünde yazılar, minyatürler, geometrik motifler, kaleler,
kentler, çadırlar, güller, labirentler, sarmallar, tılsımlar ve başka
nice simgeler ritmik bir devinime kapılmış olarak yer alır. Zaman
zaman bu "kozmik" düzen altın yaldız ya da kırmızı renkte dışavurumcu
bir leke ile sarsılır. Bütün ayrıntıları gösterilmiş olan dünya, ikinci
eğilimde bütün ayrıntılardan arındırılmış, en aza indirgenmiş, dinginleşmiş
olarak gösterilir. Birbirini tamamlayan, ama farklılığı da öne çıkaran
iki renkten oluşan resimler, tek bir simgenin, tek bir harfin, tek
bir geometrik motifin gösterildiği resimler bu gruba girer.
Akyavaş, son yirmi yılın resimlerinde, yaşamı boyunca karşılaştığı
"evet hayır" diyalektiğine karşı önerilerini sunuyordu. Bu resimlerin
temelinde, herşeyden önce Doğu ve Batı kültürlerinin farklılıkları,
Modernist ve Post-modernist söylemlerin bu iki kültürde ortaya çıkardığı
farklı durumların özümsenmiş bilgileri var. Bu bilgiler, sanatçının
iki kültür arasında gidiş-gelişlerinin deneyimleriyle bütünleşiyor.
Sonuçta, insanın geçmiş, şimdiki zaman, gelecek arasında ve Doğu-Batı
arasında yaşadığı ikilemler için düşünsel, tinsel, görsel bir bireştirme
önerisi olarak tamamlanıyor.
|
| |

|
|