| |
Buraya kadar saptadıklarımızı özetlersek, Akyavaş'ın 80'li
ve 90'lı yıllar üretiminde birbirini tamamlayan iki yön vardır. Birincisi,
büyük Hıristiyanlık anlatılarına karşılık veren ve İslamiyetin tinselliğini,
soyutluğunu, yüceliğini savunan yöndür. İkincisi de, İslamiyetin bu
yönünü savunanları ve savunurken canından olanları gündeme getiren
yöndür. 1987'deki en önemli üretim olan Miraçname Özgün Baskı dizisi
bu yönün en yetkin örneğidir.
Mir'ac, Peygamberin göğe çıkışı ve göksel bir habercinin peygambere
görünmesidir. Kur'an'da Peygamber, kendisine uzaktan göksel bir görüntünün
yaklaştığını görür, ancak kendisinin alınıp göğe götürüldüğüne ilişkin
bir tanım yoktur. Peygamber'in anlattıklarında Mir'ac Kudüs'e bir
gece yolculuğuna bağlanır; Mir'ac oradaki tapınaktan başlayarak gerçekleşir.
Ancak mir'ac'ın Mekke'den başladığı da söylenir. Mir'ac, peygamberliğin
başlangıcıdır; ve kalbin tasviyesiyle (kalbin temizlenmesi) ilgilidir.
Cebrail peygamberi alıp göğe götürmüştür, ancak nasıl götürdüğü anlatılmaz;
söylenceye göre bu görkemli bir merdivenle olmuştur. Burak da Mir'ac
söylenceleri içinde yer almaktadır. Muhammed'den önce burak binek
hayvanı olarak başka peygamberler tarafından da kullanılmıştır (özellikle
Hz. İbrahim). Burak için söylenenler: attan alçak, eşekten yüksek,
dişi hayvan, kanatlı, insan yüzlü, kadın başlı olduğudur. Peygamber
göğe çıkarken her katta bir peygambere rastlar: Adem, Yahya, isa,Yusuf,
İdris, Harun, Musa, İbrahim. Cennet ve cehennem ziyaretleri de mir'aca
dahildir; cennet yedinci ya da birinci kat gökte bulunur. Peygamberin
mir'acı sonradan ruhunun ilahi mahkeme huzuruna çıkışını tasvir için
bir örnek hizmetini görmüştür. Fakat Sufiler için bu, ruhun cismani
kayıtlarından kurtularak, marifetullaha yükselmesinin timsalidir.
İbn-al Arabi bunu kitaplarında açıklamıştır. Ortaçağ Hıristiyanlığının
İslam mir'ac menkıbelerine aşinalığını ve bunların Dante üzerindeki
etkisini Asin çok kez ele almaktadır (Escatologia) (İslam Ansiklopedisi).
Bu bilgiler, Akyavaş'ın Mir'acnameye neden çok büyük önem verdiğini
göstermektedir. Cennet ve Cehennem bütün dinler için büyük öyküdür
ve Doğu-Batı ortasında yaşayan bir sanatçının bu öyküyü resimleştirmesi
kaçınılmazdı; büyük bir olasılıkla herkezden çok kendisi, bu öykünün
nasıl resime dönüşüceğini merak ediyordu.
|
|

|
|