Akyavaş’ın 1970'lerde yaptığı "Kafalar" başlıklı bir dizi resmin amorf figürlü resimlerde ve kolajlarda öncüleri vardır. Ancak bu dizi ars erotica (Doğu cinselliği) için ilginç bir örnektir. Resimlerde fantastik kafalar yer alır. Bu kafalardan fallus gibi diller çıkar ve diller birbirine dolanır. Bu resimleri iki yönden yorumlayabiliriz. Jung'un kuramına göre burada bir bilinçaltı dışavurumu söz konusudur. Bilinçaltının iki yüzü vardır: Doğanın ruhu olarak yaratıcılık içeren yüzü ve karanlığın ruhu olarak güç ve şiddeti isteyen yüzü. Bütün dinlerde bu karanlık ruh "şeytan"dır. Modernist bağlamda, sanat, pozitif anlamda derin bir doğa gizeminin dışavurumudur, ama aynı zamanda negatif bir anlam da içerir. Kötü ve yıkıcı bir ruhun da dışavurumudur. Bu ikilem doğanın özelliğidir ve 20.yy sanatı bunu yansıtmayı üstlenmiştir. Foucault'un ayrıma göre ise, cinsellik, Doğu'da kendine özgü bir gizliliği olan bir sanat, Batı'da bir söylem üreten bir saplantıdır. Akyavaş, sanki bu resimleriyle, “bu ayrımın bilincinde olmak için bu konuyu açmak gerekir”, savıyla karşımızdadır. Günümüz sanat dilinde, Akyavaş'ın, toplumun kapalılığına ve tabularına karşı/karşın ürettiği bu resimler, görmek/gösterilmek istenmeyenle yüzleşmek anlamını taşımaktadır. Özellikle bu açıdan bu resimlerin öncülüğünü vurgulamak gerekir. Erol Akyavaş, bu diziyi “Ikonoklastlar İçin İkonalar” başlık yerleştirmesinde en yetkin biçimde tamamlamıştır.