|
|
857'de Fars eyaletinde al Tur'da doğan Hallac-I Mansur Türklerin
İslam dinini kabul etmesine etken olan kişidir. 857'de Fars eyaletinde
al Tur'da doğdu. Babası Mahamma adında bir zerdüşttü. Basra'da yetişti.
Genş yaşta kendisini tesavvufa verdi. Mekke ve Kudüs'e gitti. İsfahan,
Kum ve Horasan'da halka vaaz verdi. Keşmir'deki putperest Hinduları
ve Ma Şin'deki Türkleri müslümanlaştırmak için "mücahid" oldu. Kendisinin
din uğruna kurban edilmesini halktan istedi; şehit olarak ölmek istedi.
Bir gün Ana'l Hak (Hak Benim) diye bağırdı. Bu feryat bir ayaklanma
olarak kabul edildi hem ünlendi hem de izlendi. 301'de Sus'da yakalandı
ve sekiz yıl hapiste kaldı. Bu süre içinde Bağdat'da nüfuzu büyüdü.
Yazdıklarından ve sözlerinden Kabe'nin tahribi ve Hac'ın kaldırılması
anlamı çıkarıldı. Kamçılanmak, vücudu parçalanmak ve kafası kesilmek
suretiyle idam edildi (309). Yezidiler Hallac'ı som bakırdan bir tavus
(sancak) şeklinde suretlendiriler. Ressam Bihzad, Hallac'ı ve başından
geçenleri Herat'da bir dizi minyatür ile tasvir etmiştir. Hallac İslamda
Yunan felsefesinin ilk saliki olarak yorumlanmıştır. Türk kavmi Acem
şair Farid Attar'ın eseriyle Hallac menkıbesini öğrendi ve bu menkıbe
ona Yesevi, Yunus Emre tarafından dile getirilen ideal bir güzellik
ve kutsallık örneği verdi. (İslam Ansiklopedisi, Milli Eğitim Basımevi
1961) Bursalı şair Gazali, şiirleri kadar tuhaf kişiliğiyle de ün
yapmıştı; zamandaşları arasında Deli Birader olarak biliniyordu. Mevlana
etkisinde kalmış ve tasavvufa yönelmişti. II Beyazıt'ın şehzadesi
Korkut'un Manisa'daki sarayında parlamış, şehzadenin şehit olmasından
sonra Bursa'ya dönerek Geyikli Baba tekkesinin şeyhliğini alarak inzivaya
çekilmişti. Ancak mizacı onu sürekli değişikliğe/değişime itiyordu.
Sivrihisar, Akşehir ve Amasya'da müderrisliklerde bulunduktan sonra
1000 akçe ile emekli olarak Istanbul'a yerleşti. Beşiktaş'da ev, tekke
ve hamam yaptırdı. Burası zaman içinde zevk ve sefa peşinde koşan
insanlarla doldu; sonunda dedikodular yüzünden hamam yıktırıldı. Gazali
1531'de Mekke'ye gitti ve orada öldü. Gazali, sıradışı bir kişiydi;
düzenlere karşı çıkıyor ve gerçek çözümü düzenlerarası alanlarda arıyor
ve öneriyordu (İslam Ansiklopedisi, Milli Eğitim Basımevi 1961)
Dine bağlı olmalarına karşın, dogmalara karşı eleştiri ve yorum getirmek
isteyenlerin, Tarının birliğini, müslümanlığın ilkelerini, insanın
dini sorumluluğunu açıklayabilmek için bireysel özgürlüğü savunanların
düşüncelerini ve davranışlarını imgeye dönüştürmek gibi zor bir işi
üstlenmiş olan Erol Akyavaş, bu sorunu, aklın en yetkin rehber olduğunu
vurgulayan, imgelem zenginliğini ortaya simgelerle donatılmış soyut
bir resim dili oluşturarak çözmüştür. Resimlerine yerleştirdiği simgeler,
söz konusu insanların düşüncelerinin, anlatıdan arındırılmış, aşkınlaşmış
ögeleri ve olayların ortak bilinçte yarattığı zihinsel tasarımlardır.
|
|
|

|
|